'Halep’te İnsanlık Ölmesin'

08 Aralık 2016 Perşembe
 'Halep’te İnsanlık Ölmesin'

“Halep’te İnsanlık Ölmesin” başlıklı insani yardım ve sosyal duyarlılık kampanyasının tanıtım toplantısı Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı öncülüğünde gerçekleştirilen ve bazı sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği Halep’teki mazlumlar ve mağdurlar için “Halep’te İnsanlık Ölmesin” sloganıyla başlatılan kampanya tanıtım töreninde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Görmez, sözlerine  “Bütün milletimizin, İslam aleminin Mevlid Kandilini şimdiden tebrik ediyorum. Ona layık aziz bir ümmet olmayı Yüce Rabbimiz hepimize nasip eylesin” diyerek başladı.

“Halep, karanlığa gömülürken insanlık ışıl ışıl gecelerde eğlenmeye devam mı edecek? Halep'te bir medeniyet yok edilirken, şehirler haritadan silinirken modern insan kurduğu metropollerle övünmeye devam mı edecek? İnsanlar ilaç, su, ekmek bulamazken, bebekler soğuktan donarken lüks ve israf su gibi akmaya devam mı edecek? Zalimler zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde beklerken biz susacak mıyız? Kudret sahipleri karşısında dünya Müslümanları olarak sadece yutkunacak mıyız? Buğz etmekle, kahretmekle, ağlayıp, sızlanmakla mı yetineceğiz? Hayır, hakkı ve hakikati söylemeye, sulha ve insafa davet etmeye mütemadiyen devam edeceğiz, devam edeceğiz ki, insanlık ölmesin” diyen Başkan Görmez, bu tablo karşısında “Halep’te insanlık ölmesin” çağrısında bulunmak için bir araya geldiklerini ifade etti. 

Başkan Görmez’in, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Diyanet Vakfı ve kampanyaya katılan sivil toplum kuruluşları adına bütün dünya liderlerine seslendiği konuşması şöyle: 

“Halep'te insanlık ölmesin” diye haykırmak için bir araya geldik…”

Bugün bir konuşma yapmayacağız. Bugün konuşmak için toplanmadık. Bugün Halep'ten yükselen çocuk çığlıklarını duymaya geldik. Zira henüz insanlık ölmedi. İnsanlık ölmesin diyebilmek için burada toplandık. Bugün Halep'ten yükselen, Rahmanın arşını titreten, annelerin feryadını, babaların, yaşlıların ah-u eninlerini duyuyoruz. İnsanlık ölmedi diyebilmek için toplandık. Toprağa düşen, denizlerde bulunan, hastanelerde bombalanan, tekerlekli sandalyesinde evlatların izine ulaşmaya çalışırken Rabbine kavuşan kadınlarımızın, çocuklarımızın çığlığını bir nebze olsun hala duyuyoruz diyebilmek için buradayız. “İnsanlık ölmedi”, “Halep'te insanlık ölmesin” diye haykırmak için bir araya geldik. Bugün Endülüs'e ağıt yakanların Halep’e yaktıkları ağıtları hatırlamak, duymak için o büyük şehirlerin “Ah Halep, vah Halep”, “Keşke annem beni doğurmasaydı” diye haykıran ağıtları dinlemek için buraya geldik. Halep için yakılan ağıtları dinlemek için bir araya geldik. 

“Ey Müslümanlar! Fırkalara, mezheplere, gruplara, cemaatlere olan mensubiyetimiz, İslam'a olan mensubiyetimizin önüne geçtikçe acılarımızdan sıyrılamayacağız…”

Aziz milletimiz! Sözün tükendiği noktadayız. İnsanlık olarak söyleyecek sözümüz kalmadı. Dünyanın sözde egemen güçlerinin adeta tiyatro sahnesinde kaldırdıkları elleri arasında ölüyor masum çocuklarımız. Veto ettiklerinde de ölüyor çocuklarımız, onayladıklarında da ölüyor. Bugün buradan haykırıyoruz, diyoruz ki:

Ey insanlar! Burası Halep. Burada gömleği evladının kanıyla sokak sokak diğer yavrusunu arayan yiğide ‘baba’ derler. 

Burası Halep.  4 evladının dağılmış başını bir kucakta toplayan çaresize ‘anne’, ‘baba’ derler. 

Ey insanlar! Biz buradayız ve ölüyoruz. “Ölmek istiyorum çünkü cennette ekmek var” diyen ceylanlar aşkına duyun bu sesi. Bu çığlığı duyun. Duyun ki insanlık ölmesin. Duyun ki Halep’te insanlık yok olmasın.

Ey Müslümanlar! Secdelerinden başka sığınacak yeri kalmayan mazlumlar aşkına bu çığlığı duyun, bu sese kulak verin. Allah aşkına siz kime secde ediyorsunuz? 

Ey zengin petrol ülkelerinin Müslüman sakinleri! Tencerelerimizde kaynayan taşlarla evlatlarımızı avutuyoruz. Aranızda bir Ömer yok mu? Aranızda sütünü acımız gibi yavrumuza saklayan Halime annelerimiz yok mu? 

Ey Müslümanlar! Ey ümmet! Ey petrodolarlarla umreye koşup Kabe'yi tavaf eden kardeşim! Burası Halep. Biz buradayız ve ölüyoruz. Ya siz neredesiniz? 

Halep’te ölmeye doymuş yavrular aşkına, “Son nefesim olsa da evladıma süt verip öyle ölsem. O biraz daha yaşasa” diyen anneler aşkına. Allah aşkına. Çığlıklarımızı duyun bizim için duaya durun. 

Ey Müslümanlar! Fırkalara, mezheplere, gruplara, cemaatlere olan mensubiyetimiz, İslam'a olan mensubiyetimizin önüne geçtikçe, fani, küçücük şahıslara bağlılığımız, Muhammed Mustafa'ya (s.a.s) olan mensubiyetimizin önüne geçtikçe, birbirimizi tekfir edip, tekfir ettiklerimizin katline cevaz verdikçe, dünyanın egemenlerinden satın aldığınız köhne silahlarla birbirimizi katlettikçe acılarımızdan sıyrılamayacağız. 

“Bir adım ötemizdeki topraklar feryat, kan ve gözyaşına doydu …”

“Halep insanlık ölmesin.” İnsanlık olarak tarihin en büyük acılarından birisine, tarifi imkansız üzüntülere şahit oluyoruz. Dünyanın egemenleri vekalet savaşlarını İslam coğrafyasında bu medeniyetin çocuklarının eliyle yürütmeye devam ediyorlar. Bölgemizde süren güç, iktidar, hırs ve menfaat kavgası çığırından çıkmış görünüyor. Bir adım ötemizdeki topraklar feryat, kan ve gözyaşına doydu. Sınırımızın bittiği yerde şiddet ve nefret başlıyor. Yurttan, yuvadan, huzurdan, sevgiden, merhametten, güvenlikten bahsetmenin imkansız hale geldiği şehirlerde kışın ayazı ile birlikte savaşın dondurucu nefesi dolaşıyor.

“Zalimler zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde beklerken biz susacak mıyız?”

Gelin bugün birbirimize soralım. Halep, karanlığa gömülürken insanlık ışıl ışıl gecelerde eğlenmeye devam mı edecek? Halep'te bir medeniyet yok edilirken, şehirler haritadan silinirken modern insan kurduğu metropollerle övünmeye devam mı edecek? İnsanlar, ilaç, su, ekmek bulamazken, bebekler soğuktan donarken lüks ve israf su gibi akmaya devam mı edecek? Zalimler zaferler devşirirken, mazlumlar tel örgüler önünde beklerken biz susacak mıyız? Kudret sahipleri karşısında dünya Müslümanları olarak sadece yutkunacak mıyız? Buğz etmekle, kahretmekle, ağlayıp, sızlanmakla mı yetineceğiz? Hayır! Hakkı ve hakikati söylemeye, sulha ve insafa davet etmeye mütemadiyen devam edeceğiz, devam edeceğiz ki, insanlık ölmesin. 

“Daha fazla acıya dayanacak takati kalmamış bu mazlum topraklarda ateşkes sağlanması için derhal kalıcı adımlar atılmalıdır…”

İşte bugün bizler bu vahim tablo karşısında Halep’te insanlık ölmesin çağrısında bulunmak için bir araya geldik. Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Diyanet Vakfımız ve kampanyaya katılan sivil toplum kuruluşlarımız adına öncelikle bütün dünya liderlerine sesleniyorum, daha fazla acıya dayanacak takati kalmamış bu mazlum topraklarda ateşkes sağlanması için derhal kalıcı adımlar atılmalıdır. İslam ülkelerinin liderlerini bütün önyargılarından uzak bir şekilde bu coğrafyada kan akmaması için her türlü işbirliğine açık olmaya bir kez daha davet ediyorum. 

“Bugün Halep’i, insanlığı yaşatmak için kampanyamıza destek vermenizi istirham ediyorum…”

Yıllardır Suriyeli komşularına kucak açan, mülteciye sığınak, muhacire ensar olan, fedakar, necip ve cömert milletimize en kalbi şükranlarımı arz ediyorum. Bu milletin bir ferdi olmakla iftihar ediyorum. Bugün de Halep’i yaşatmak için, insanlığı yaşatmak için, kardeşlerimize yalnız olmadıklarını göstermek, hissettirmek için kararan bakışlarda küçücük bir umut ışığı olabilmek için kampanyamıza destek vermelerini istirham ediyorum.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş…

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise “Bu savaş insanlığın ezildiği ve yok edildiği bir savaştır” ifadesini kullanarak “Bu savaş sadece insanların fiziki bedenlerinin ortadan kaldırıldığı değil, eğer geriye bir şey baki kaldıysa insanlık onuru adına ne varsa onun ortadan kaldırıldığı bir savaştır. Bu savaşla defaatle kimyasal silahların kullanıldığı, kullanılan kimyasal silahlara karşı uluslararası camianın “tüh tüh, yazık olmuştan” öte başka hiçbir şey söylemediği, sadece savaşta  bombaları kullananların değil, bu bombaları kullananlara karşı seyirci kalan onların sırtlarını sıvazlayanların da insanlıktan sınıfta kaldıkları bir savaştır.  Bu savaş aynı şekilde meselenin hassasiyetini bilmelerine rağmen, sorumluluklarını yerine getirmeyen uluslararası camianın da kaybettiği, kendi onurunu katlettiği bir savaştır” dedi.

“Müslümanların kanı akıtıldığında uluslararası camianın kılı kıpırdamıyor…”

“Burada bugün ortaya koyacağımız ses aynı zamanda insanlığa insanlığı hatırlatan bir sestir” diyen Kurtulmuş,  “Halep’te somutlaşan bu vekalet savaşlarının esas üzerinde durulması gereken nokta şurasıdır; olan Müslümanlara oluyorsa, Müslümanların kanı akıtılıyorsa, Ortadoğu coğrafyasında insanlar sürgüne gönderiliyorlarsa, açlıktan ölüyorlarsa uluslararası camianın kılı kıpırdamıyor. Dünyanın başka yerlerinde benzer trajedileri çok ciddi şekilde karşılayan ve bunları çözmeye çalışan uluslararası camia ne hikmetse Halep’te ses çıkarmadığı gibi Myanmar’da, Kudüs’te de ses çıkarmıyor. Bütün bu sorunları çözebilmek için İslam dünyasının insanlarının aydınlık yüzlü insanlarının önce kendi meselelerini çözebilecek performansı ortaya koyması ve ardından da dünyadaki zalimlere ‘dur’ diyecek bir güce kavuşması için mücadele etmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu. 

Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Türk halkı olarak, yanınızdayız ve sonuna kadar yanınızda olmaya devam edeceğiz…”

Bu kampanyada sadece Halepli kardeşlerimize yarım dilim ekmek götürmek ve bir bardak temiz su götürmek için  bu kampanyayı yapmıyoruz. Diyoruz ki, biz Türk halkı olarak, Osmanlı’nın Selçuklu'nun torunları olarak yanınızdayız ve sonuna kadar yanınızda olmaya devam edeceğiz. Telefonlarınızla mesajlar gönderip, mesele 10 liraları toplamak değildir. Bu kampanya Halep halkına, Suriye halkına ve bütün mazlum milletlere ‘ biz buradayız, biz daha ölmedik, biz ölmedikçe Allah’ın izniyle sizde hayatta kalırsınız’ mesajını verme kampanyasıdır. Bu kampanya önemli, ciddi bir kampanyadır. Türkiye’nin insanlığın ölmeye yüz tuttuğu günlerde ‘aman ha insanlık ölmesin’ diye Halep’e sahip çıktığı kampanyadır. Bu kampanyada toplananlar Halepli kardeşlerimize en kısa zamanda ulaştırılacak. Halep en kısa zamanda o eski günlerine dönmelerinin başlangıcını yaşayacaktır."

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve “Halep’te İnsanlık Ölmesin” adlı sinevizyon gösterimiyle başlayan programa Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Şam İslam Alimleri Birliği Başkanı Usame Er-Rifai, ve kampanyaya destek veren sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. 

BAĞIŞ YÖNTEMLERİ

“Halep’te İnsanlık Ölmesin” kampanyasına katkıda bulunmak isteyen hayırseverler, aşağıdaki bağış yöntemlerinden dilediklerini kullanarak bağışta bulunabilecekler.

SMS İLE BAĞIŞ  

SMS bağışı yoluyla kampanyaya katılmak isteyen hayırseverler, tüm GSM operatörlerinin faturalı hatları üzerinden “HALEP” yazıp 5601’e SMS mesajı göndererek 10 TL tutarında bağışta bulunabilecekler.

ONLİNE BAĞIŞ

Türkiye Diyanet Vakfı web sayfası üzerinden bağış yapmak isteyen hayırseverler, bagis.diyanetvakfi.org.tr  adresinden tüm bankaların kredi kartı veya debit kartı ile online bağış yöntemiyle bağış yapabilecekler.

BANKA HESAP NUMARALARI

Banka Şube Hesap Türü IBAN NO

Ziraat Bankası Bakanlıklar Kamu Girişimci Şubesi TL TR63 0001 0025 3207 9673 6652 20

Euro(€) TR09 0001 0025 3207 9673 6652 22

USD($) TR36 0001 0025 3207 9673 6652 21

Vakıfbank Meşrutiyet Şubesi TL TR95 0001 5001 5800 7305 3711 63

Halkbank Mithatpaşa Şubesi TL TR61 0001 2009 3960 0016 0001 86

MAKBUZ KARŞILIĞI BAĞIŞ

Kampanyaya nakit olarak bağış yapmak isteyen hayırseverler, Türkiye Diyanet Vakfı şubeleri ile tüm İl ve İlçe müftülüklerine müracaat ederek makbuz karşılığında bağışta bulunabilecekler.