Diyanet’in Deaş’a Karşı Duruşu

03 Ocak 2017 Salı
Diyanet’in Deaş’a Karşı Duruşu

Diyanet İşleri Başkanlığı; sapkın din yorumlarını kendine dayanak yapan Deaş’ın bir terör örgütü, bir cinayet şebekesi olduğunu her fırsatta ortaya koydu. Uyarılarını dünyadaki tüm müslümanlara ulaştırmak üzere çalışmalar yaptı, raporlar yazdı. “Bu kirli tezgahı bozmalı, dinimizi kullanan bu örgütün karşısında durmalıyız” dedi… İşte Diyanet’in Deaş terör örgütüne karşı dile getirdiği uyarılar… 

Diyanet işleri başkanlığı, cinayetlerine kılıf uydurmak için dinimizi kullanan deaş terör örgütüne karşı, yıllardır her platformda uyarılar yapıyor. Diyanet, Deaş’ın İslamiyet’in temel nitelikleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını kanıtlayan önemli çalışmalara da imza attı. 

DİB’in ‘Deaş’ın temel felsefesi ve dini referansları’ raporundan;

'Terör Örgütü Deaş’ın İşlediği Cinayetlerin İslamiyet’le Bir İlgisi Olamaz'

Çıkar çatışmalarının kurbanı olan savunmasız insanların, çocukların, kadınların ve yaşlıların yok edilmesi üzerine inşa edilecek bir yapının, kendisinin islam’la bağdaşlaştırılması mümkün değildir. Toplumda kaos çıkartma, kargaşa var etme, insanları topluca öldürme, camileri bombalama, katliam yapmanın adı terördür. Terör cihad olarak kabul edilemez. İslam’ın cihadında asla terör bir yöntem olarak kabul edilemez ve uygulanmaz.

2016 yılında ise “Dini İstismar ve Tedhiş Hareketi Deaş” raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Diyanet, deaş’ın kur’an, sünnet, tefsir, hadis ve fıkıh gibi temel kaynakları çarpıttığını örnekleriyle anlattı;

"Deaş'ın bireysel işkencelerin ötesinde, hangi dinden olursa olsun kendisine muhalif olan kesimleri toplu öldürmeye ve soykırıma tabi tutması islam'ın asla razı olmayacağı başlı başına bir insanlık suçudur. Deaş'ın islam devleti olma iddiasıyla yaptığı uygulamalar, başta bizzat islam dini ve müslümanlar olmak üzere, pek çok kişi ve gruba zarar vermiştir.” 

Raporlarında, deaş terör örgütüne karşı acil tedbirler alınması gerektiğini vurgulayan diyanet, deaş’ın üstlendiği istanbul’daki terör saldırısına tepkisini ilk dile getiren kurumlardan biri olmuştu. Durum böyleyken, 39 kişinin katledildiği kanlı saldırı sonrası başlatılan karalama kampanyasının perde arkasında ne var? Din İşleri Yüksek Kurulu Başkan Vekili Cenksu Üçer, bu soruya “ya bilgisizlik ya kasıt var” yanıtını verdi. 

"Bu tür saldırıları başkanlığın dünya üzerinde müslümanlar nezdinde ve yine müslüman alimler birliğinin başkanlığının yapmış olduğu o açıklamaları dikkate alarak değerlendirdiğimizde aslında başkanlığın bu din istismarına karşı dini kötü niyetlere alet etmeye karşı ve adeta müslümanların sanki din mensubiyeti dolayısıyla veyahutta bir diğer aşaması malum mezhep mensubiyetleri üzerinden bu çatışmaların olduğu algısına karşı da bu raporların hepsini beraberce değerlendirdiğinizde öyle bir hassasiyeti de görmeniz gerekiyor. Eğer insanlar buna rağmen eğer görmeden okudularsa zaten ona bişey diyecek durumumuz yok bu tamamen art niyet olabilir."